Bayburt Haber Portalı
Fatih Dündar
BayDer
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ozeluzmanlar
  • https://twitter.com/OZELUZMANLAR
UZAY TERAPİ SİSTEMİ
FİZYO TERAPİ ÜNİTESİ
BİREYSEL DERSLİK
İŞİTME BİREYSEL DERSLİK
GRUP EĞİTİM ODASI
Bizi Takip Edin

 

 

 

Takvim

Konuşma Terapisi ve İşitme Eğt

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Konuşma bozukluğu, konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında ve anlaşılmasında bir bozukluğun olması durumudur. Bir çocuğun konuşma özürlü olarak kabul edilmesi için şu özelliklerin birinde sorun yaşaması gerekir. Bunlar:

 - Konuşmanın anlaşılır şekilde sergilenememesi.

- Konuşmanın duyulmasında yetersizlik olması

- Sesin bozuk ve tırmalayıcı olması.

- Sesin çıkarılışının, ritminin ve vurgularının bozuk olması.

- Dil yönünden kelime dağarcığının yetersiz ve gramer yapısının bozuk olması  

- Sergilenen konuşmanın bireyin yaşına ve fiziksel yapısına uygunsuzluğu

İletişim bozuklukları tek tip olarak değerlendirilmemelidir, birbirinden farklı karakteristik özelliklere sahip tanı grupları bulunmaktadır. İletişim bozukluklarındaki farklılıklara göre konuşma eğitiminin içeriği, yöntem ve teknikleri, hedef davranışları farklılaşmaktadır. Yaygınlığının diğerlerine göre daha fazla olması nedeniyle aşağıdaki tanı gruplarına yer verilmiştir. İletişim bozuklukları ana başlığı altında aşağıdaki tanı gruplarına açıklık getirilecektir:

Sözel Anlatım Bozukluğu

Bu bozukluk, kullanılan sözcük sayısının çok sınırlı olması, dil bilgisi yönünden zaman seçiminde hata yapma, sözcükleri anımsamakta yada gelişimine göre uygun uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kurmakta güçlük çekme olarak kendini gösterebilir. Sözel anlatım bozukluğunda dikkatimizi çeken nokta, okul ve ev ortamında bireyin yaşıtlarına göre, kullandığı sözcük sayısının çok sınırlı olması, dil bilgisi yönünden zaman seçiminde hata yapması, sözcükleri anımsamakta yada gelişimine göre uygun uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kurmasında performans düşüklüğü görülmesidir.

Bu kişilerin konuşma terapistine yönlendirilmesi düşünülebilir. Sözel anlatım bozukluğu olan bireylerle okul ve sınıf ortamında kavramlarla ilgili çalışılabilir, dilin etkili ve doğru olarak kullanıldığı filmler izlettirilebilir, şarkı dinlettirilebilir. Sözel etkileşime dayalı grup oyunlarına katılımı teşvik edilebilir.

Fonolojik Bozukluk

Fonolojik bozukluğunda birey anadilini bağımsız yada bileşik sesleri doğru ve anlaşılır biçimde çıkaramaz, birbirine gereği gibi ulayamaz yada bu seslerin çıkarılması ve ulanmasında onun yaşından beklenenden çok fazla sapma görülüyorsa onda artikülasyon bozukluğu var demektir. Artikülasyon bozukluğu çocuklarda dört türde görülür, bunlar sesin düşürülmesi veya atlanması, ses eklenmesi, ses değiştirilmesi ve sesin bozulmasıdır 

Fonolojik bozukluk bireyin yaşıtlarına göre, yanlış sesler çıkartması ve kullanması, söylemesi, bir sesin yerine başka bir sesi söylemesi olarak gözlenilmektedir. Fonolojik bozukluğu olan bireylerle okul ve sınıf ortamında ses, şarkı ve tekerleme çalışmaları yapılabilir. Öncelikli olarak ses çalışmaları üzerinde durulmalıdır. Bu kişiler konuşma terapistine yönlendirilmelidirler.

Kekemelik 

Afazi

Söz veya kelime yitimi olarak ta bilinen afazi bireyde zeka geriliği, bellek bozukluğu, işitme özrü ve konuşma organlarında bozukluk olmadan konuşma işlevinin yerine getirilmemesi durumudur. Nedeni bir beyin hasarı sonucu oluşan fonksiyonel bir bozukluktur. Genelde afazi birden ortaya çıkar, ancak beyin tümörü gibi yavaş ilerleyen hasarlarda ise zamanla oluşabilir. Afazide dili anlamada veya ifade etmede bir bozukluk söz konusudur. Diğer bir deyişle bir beyin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan sözel ve işitsel iletişimi etkileyen motor ve duygusal dil bozukluklarını içeren bir durumdur (Özgür, 2004, s.96). Afazi tanısı olan öğrencilerin bireyselleştirilmiş eğitim programından yararlandırılması düşünülmelidir. Ayrıca konuşma terapisi desteği alınmalıdır.

Gecikmiş Konuşma Bozukluğu

Gecikmiş konuşma, çocuğun bebeklik döneminde geçirmesi gereken konuşma gelişim aşamalarından birine takılıp kalması veya o aşamalardan birine geri dönüş yapması durumudur. Bu nedenle hem derece hem de tür olarak çok değişiklik gösteren bir konuşma özrüdür Gecikmiş konuşma bozukluğu başka tanı gruplarında görülebilir. Ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan bazı çocuklarda ve bazı otistiklerde gecikmiş konuşma bozukluğu gözlenilebilir. Tanı gecikmiş konuşma bozukluğu olarak düşünülmez. Ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği yada otizm olarak değerlendirilir..

 

İŞİTME ENGELİ NEDİR

      1. Genel Bakış: İşitme kaybı nedir?
Normal konu
şma 60 desibeldedir. (db) 40 - 60 db arası bir kayıp normal konuşmaların anlaşılmasını güçleştirir, veya tamamen işitmeyi engelleyebilir. 80 db kayıp derin işitme kaybıdır. 
     
2. Gözlenemeyen Engellilik diye adlandırılır çünkü handikap sadece iletişim kurulduğunda fark edilebilir, sağırlığın GERÇEK handikabı, konuşma formasyonunun bozulması ve birçok insanın onlarla işaretleşme ile iletişimde (işaret dili veya Manuel Alfabe kullanarak parmakla ) yeterli olmamasıdır. Bazı ebeveynler işaret dilini öğrenmeye uğraşmazlar. Bunun sonucu:
a. Sağır birinin başkasına nasıl sesleneceğini bilememesinden ve hatta bazen konuşma güçlüğü nedeniyle zeka geriliği olarak yanlış değerlendirilmesi nedeniyle stigmalar gelişir
b. Tam sağır OLMAYAN insanlarda bile duyduklarının ve taklit ettiklerinin bozuk veya yetersiz olması nedeniyle konuşma bozukluğu olabilir.
c. Doğuştan sağır olan birinin sonradan sağır olan birine göre daha az olanağa sahip olduğu için iletişim bozukluğu daha fazla olacaktır.
d. Sağırlık izolasyona neden olur ve sağır bir kişi normal sosyal hayattan çekilmeye eğilimlidir, bununla birlikte, grup halindeki sağır insanların işaret dili daha cesur, daha geniş ve daha anlamlıdır. Daha sosyaldirler. Onların dışa açılmalarına yardım etmek için işaret dilini öğreniniz, bu çok takdir edilecek bir şeydir.
     
3. Anatomi: Kulak üç (3) parçadır:
a. DIŞ KULAK: Kulak kanalı ve kulak zarının dış kısmı
b. ORTA KULAK: Kulak zarı, iç bölümü, kemik zincir, ostaki borusunun bir ucu. Kemik zincir kulak zarına bağlantısı olan çekiç (malleus), oval pencereyle bağlantılı örs (incus) ve üzengi (stapes) den oluşur.Kulak zarına gelen vibrayon ( titreşim ) bu zincir yoluyla oval pencereye geçer ve iç kulağa girer.
c. İÇ KULAK: Labirent adı verilen birbiriyle bağlantılı çember ve tüplerin oluşturduğu kompleks bir sistemi içerir. Labirent işitme fonksiyonunu sağlayan koklea (salyangoz), dengeyi sağlayan 3 semi-sirküler (yarım daire) kanal ve hem duymada hem de dengede fonksiyonu olan bağlayıcı bir yapı olan vestibulden oluşur. 
      
      4. İşitme kaybı tipleri:
a. İ
LETİ:
Vibrasyonun iç kulağa iletimi bozuktur ve vakaların yaklaşık %20'sidir.Kulak zarının yapısal hasarları işitme engellerinin çok az bir yüzdesini oluşturur.
b. SENSONÖRAL (sinir sağırlığı) sinir uçlarına hasar veren iç kulak hastalıkları sonucu oluşan işitme kaybıdır. Bu pekçok vakada görülen, en derin işitme kaybıdır.
c. KARIŞIK: ileti ve sensonöral. 
     
       5. İş
itme yardımları sesin yüksekliğini (perdesini) etkilemez ve senso-nöral işitme kaybını kompanse etmez. Sadece volümü arttırır.Özel bazı sinirlerin kaybı özel bazı (veya bütün) seslerin kaybına neden olur ve bu işitme yardımları ile geri döndürülemez.   6. Dudak Okuma:
a. Eğer bir öğrenci dudak okuyorsa, net konuştuğunuzdan emin olunuz, göz kontağı kurunuz, fakat dudak hareketlerinizi abartmayınız.
b. Konuşma selerinin 1/3'ünden azı görsel olarak algılanabilir, dolayısıyla dudak okuyucularının söylenilen herşeyi anladıklarını varsaymamalısınız. Bu nedenle, konuşmayı desteklemek için görsel yardım gerekebilir. 

      7. İşaret Dili:
a. Manuel Alfabeyi kullanarak 'Parmakla harfleme' öğ
renmek için kolaydır ve dalgıçlar için çok faydalıdır, mesela dalış sırasında kullanılan özel tahtalara yazmaya gerek duymadan, su altındayken oradaki yaşam hakkında karşılıklı iletişim sağlayabilmek için bunu öğreniniz. Eğlencelidir ve bütün dalgıçlar için su altında çok faydalıdır. Kullanım için, elinizi kapatıp göğsünüze yaklaştırınız, çenenin altında tutunuz. Avuç içinizi dışarı, okuyucuya doğru tutunuz. Şimdi şunu söylemeye çalışınız: 'İspanyol Danscının yumurta vakası.' 'Egg case of Spanish Dancer'.
b. İşaret Dili: Çok farklı tipte işaret dili vardır, ve hatta aynı tip bölgeye göre farklılık gösterebilir. 'ASL', Amercan Sign Language ( Amerkan İşaret Dili - AİD ) gerçekte 'Signed English' den (İngiliz İşaret Dilinden) farklıdır. ASL sağırlar için sağırlar tarafından oluşturulmuştur ve alıcı için rahatça görülecek şekilde düzenlenmiştir ve işareti yapan için de çok rahattır. ASL mimik dilidir. Özel hareketlerden ve ellerin (avuç içinin kullanımı dahil), kolların, gözlerin, başın hareketleri ve vücut duruş şekillerinden oluşmuştur. Bu mimikler kelimeleri ve dilin ahengini sunar. ASL aynı zamanda görsel bir dildir, insan gözünün işaretçinin hareketlerindeki küçük farkları ayırt edebilme yetisine bağlıdır ve bu avantajını oluşturur.ASL'de akıcılık sağlamak kolay değildir, ve genellikle ebeveynleri sağır olan ailelerde yetişen çocuklarda bu vardır. 

      8. İşitme bozukluğu olanlar daha az kelime kullanırlar, yeni kelimeleri duyamadıkları için kullanamazlar. Kelimeleri sınırlıdır. Hatta kitapları bile açıklamak gerekir, bu nedenle çak az bir kısmı okumayla ilgilenir. Bazıları hiç okuyamaz. SCUBA eğitimi için öğretmen dili basitleştirmelidir, ve açıklanması gereken kelimelerin listesini yapmalıdır. 

      9. İşitme bozukluğu olanlar çok iyi gözlemcilerdir ve yaptığınız her şeyi kopyalarlar, hata yapmamaya dikkat ediniz.  
     
   10. Acil Planlama: Acil durumlarda olması
gerektiği gibi iletişim kurmak ve telefon kullanmak yetisine sahip olamayabilirler.
 
Kaynak: http://www.tedsem.org/         Ercan Tutal     
 

“HER İŞİTME ENGELLİ ÇOCUĞUN SÖZEL İLETİŞİM KURMASI GEREKİR”
       
Konu
şma dili ile iletişim kuran işitme engelli bir birey, toplum içinde daha özgür bir biçimde iletişim kurabilir. Dolayısıyla günlük yaşantılarında ve aile hayatında daha bağımsız olabilir. Yüksek okulda okuma avantajları, iş olanakları, sosyal güvence şansları daha fazla olur.
İşitme engelli çocuklar, gerektiği gibi uyarılırsa ve yardım alırlarsa konuşmaların büyük bir kısmını algılayabilirler, normale yakın bir konuşma becerisi kazanabilirler.
İşitme engelli çocukların bazıları ailelerin katılımı, profesyonellerin desteği ile çevrelerindeki insanların konuştuklarını dinlemeyi öğrenebilmekte ve onların konuşmalarından bazı konuşma becerileri kazanabilmektedir. Bazıları ise, yeterli bir konuşma becerisinin gelişimi için daha organize eğitim programlarına ihtiyaç duymaktadır.
Normal işiten çocuklar arasında olduğu gibi, işitme engelli çocuklar arasında da bireysel farklılıklar vardır. Ancak bu işitme engelli çocuklar arasındaki bireysel farklılıklar, normal işiten çocuklar arasındaki farklılıklardan çok daha fazladır. Çünkü işitme kaybının derecesi, kaybın başlangıç yaşı, işitme cihazı kullanma yaşı, eğitime başlama yaşı gelişimi etkileyen çok önemli faktörlerdir.
İşitme engelli çocuklarda kon
uşma becerilerinin kazanılması hem çocuğun özelliklerinden, hem de bazı dış faktörlerden etkilenmektedir. Çocuğun kendine has özellikleri, sensori-nöral işitme kaybı seviyesi, işitme kaybının başlama yaşı, görsel keskinlik, santral sinir sisteminin yapılanması veya hasarı, periferal sinir sisteminin yapısı veya hasarı vb.dir. Dış faktörler ise, işitme cihazı önerilme ve kullanma yaşı, işitme cihazı, eğitime başlama yaşı, uygulanan eğitim metodu, sosyo-eğitimsel pratikler ve deneyimler, çevresel iletişimler, ailenin başetme becerileri, çocuğun yaşıtları ile iletişim tarzıdır. Çocuğun kendine has özellikleri değiştirilemezken; dış faktörler işitme engelli çocukların konuşma becerilerini etkileyecek biçimde düzenlenebilir veya değiştirilebilir. Dolayısıyla, dış faktörlerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi, konuşma becerilerini düzenlemeye yönelik herhangi bir eğitim programının en önemli kısmıdır.
       
İYİ BİR KONUŞMA GELİŞİMİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ TEMEL İLKELER ŞUNLARDIR:
       
1-İŞİTME KAYBININ ERKEN FARKEDİLMESİ, TANISININ KONMASI:
Teknolojinin geli
şmesi ile erken bebeklikte işitme kaybı tanısı konmakta, işitme cihazları birkaç aylıktan  itibaren seçilebilmektedir. Böylece bebek, annesinin doğal konuşma şekillerini nesnelerle ya da olaylarla birlikte almaktadır. Çocuğun bu şekilde işitsel uyaranları alması, vokalizasyonlarını artırmakta ve çeşitlendirmektedir. Bu sayede aldığı geribildirimler, çıkardığı sesin kalitesini artırmakta ve ileride konuşmayı kazanmasına destek olmakta, dil gelişimi daha etkin biçimde gerçekleşmektedir.  

2-UYGUN DUYUM CİHAZLARI:
Uygun duyum cihazı
nın seçimi, her bir çocuğun ihtiyacına bağlıdır.bu cihazların herhangi biri kullanılırken, konuşma becerilerinin en iyi şekilde gelişebilmesi için eğitimcinin ve klinisyenin konuşmanın akustik özelliklerine tanışık olması, cihazların her bir çocukta ne tip bir konuşma paterni oluşturacağını bilmesi, çocuk için seçilen cihazın en uygun cihaz olduğundan emin olması ve cihazların iyi akustik ortamlarda kullanılması gerektiğinin farkında olması gerekmektedir.

3-İŞİTSEL BECERİLERİN GELİŞTİRİLMESİ:
Konu
şmanın üretilmeden önce anlaşılması gerekmektedir. İnsanlar, kendilerine söylenenleri anlayabilmek için kulaklarına, gözlerine ve derilerine gelen mesajları fark etmek, ayırt etmek ve tanımlamak, konuşma sırasındaki duyumsal geribildirimlerin farkında olmak zorundadırlar. İşitme cihazı ile işitmeyi sağlamak yeterli değildir; bu çok kolaydır. Asıl zor olan, bilinçli çabayı gerektiren duyulanı anlamayı geliştirmektir. Konuşma uyaranlarının anlaşılıp, ayırt edilmesi duyulmasından daha önemlidir. Dinleme becerisi kazandırarak işitme engelli bir çocuğun işitme kaybını değiştiremeyiz ama işitme eğitiminden edinecekleri deneyim kanalıyla çevresiyle daha yakın ilişkiye girmesini, hangi cisimlerin ses verdiği, hangilerinin vermediği konusunda bilgi sahibi olmasını, konuşmasının ritmini algılayabilmesini sağlamış oluruz.  

4-NORMAL DİL GELİŞİMİNİN BASAMAKLARININ İZLENMESİ:
Bilindiğ
i gibi, normal işiten bir çocukta lisan gelişimi, yeterli işitsel uyaran varsa otomatik olarak meydana gelir. Lisanın tam gelişimi, normal işiten bir çocuk için bile  zor ve uzun bir işlemdir ve yeni doğan bir bebeğin iletişim için kelimeleri denemeden önce bir yıl dinleme deneyimine ihtiyacı olmaktadır. İşitme engelli çocuk, bu dinleme deneyimini kaçırmaktadır. Eğer çocuk, işitme kaybı öncesinde konuşma seslerini hiç duymadıysa, seslerin anlamlarını öğrenmesinde yeni doğan bir bebekten farkı olmayacaktır. Bu nedenle, işitme kaybı olan çocuğun eğitiminde normal işiten bir çocuğun lisan gelişimi temel alınmalıdır.  

5-UYGUN ORTAMIN OLUŞTURULMASI:
İşitme engelli çocukların konuşmalarını geliştirmek için hazırlanan eğitim programlarında, eğitim, bir kiliniğin, bir sınıfın duvarları arasına veya bir eğitimciyle çalışma saatleri içine sıkıştırılmamalıdır. Eğitim, evde ve sosyal yaşantıda da süreklilik kazanmalı
dır. Anne-baba çocuğun dikkatini bütün çevre seslerine çekmeli ve ihtiyacı olan kelimelerle desteklemeli; işitsel uyaranları artırmalı, zenginleştirmeli;çevredeki diğer insanlarla ve çocuklarla ilişki kurması, nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi, bağımsız olması, kendine güven duygusunun gelişmesi için normal çevreyi sağlamalıdır.  

6-Aİ
LE EĞİTİMİNİN BAŞLAMASI:
Günlük ya
şam becerileri, anadili ve sosyal davranışlar ilk olarak aileden öğrenilir. Bu nedenle aile, işitme engelli çocuğun lisanı öğrenmesinde çok önemlidir. Çünkü gerçek deneyimler, aile çevresinde tekrarlı aktiviteler sonucunda kazanılır. Sözel iletişimi geliştirmek için anne-babanın çocuğunun işitme kaybını, işitme kaybının derecesine ve ihtiyaçlarına uygun aleti, eğitimin ilkelerini, konuşmayı algılama ve konuşmayı üretme stratejilerini benimsemesi gerekmektedir.  

Çocukların konuşmaya bağlı iletişim becerilerini en iyi şekilde kazanabilmesi, bireysel cihazları olmasına, bilişsel düzeylerine, motor gelişimlerine, kendi başına hareket etme becerilerine, kişisel ve sosyal yaşantılarına bağlıdır. Eğitimde yararlanılacak konular ve kavramlar günlük yaşamdan seçilmeli ve çocuğun gelişimine uygun olmalıdır. Eğer eğitim içerisinde bazı teknikler çok fazla ve seçilerek kullanılırsa, işitme engelli bir çocuk, derste öğrendiğini günlük yaşama taşımada, diğer kişilerle iletişim kurmada problemlerle karşılaşmaktadır.
Konuşma eğitimi, sadece belirli konuşma paternlerine bağlı kalmamalı, çocuğun konuşma ile iletişim kurmaya istekli olmasına; anlatma, soru sorma, açıklama, tanımlama, tartışma gibi yetişkinlerin kullandığı konuşma paternlerine de bağlı olmalıdır.
Konuşmayı öğrenme sürecinin ilk aşaması, sesli- sessiz harflerin tekrarlatılmasından çok, doğru tonlama ile vokalizasyon yapılmasıdır.
İletişime girdikleri ortamda kullanılan anlamlı konuşmalar formal eğitimden daha fazla yarar sağlamaktadır.  

7-ENTEGRASYONUN YAPILMASI:
İşitme engelli çocuğun, işitme engelliler için açılmış olan özel ilköğretim okullarına veya özel eğitim sınıflarına yerleştirilmesinden sakınılmalıdır. Uygun düzenlemeler yapılarak, eğitim ihtiyaçlarına uygun programlar hazırlanarak, işitsel rehabilitasyon desteğ
i ile entegrasyonun şartları oluşturularak normal işiten çocuklarla birlikte öğretime devam etmesi sağlanmalıdır.
       
İşitme engelli çocukların eğitiminde  İŞİTSEL-SÖZEL YÖNTEM uygulanmalıdır.bu yöntemle, işitme engelli çocuğun işitsel becerileri kazanması (dinleme, lokalizasyon, konuşmayı ayırt etme, geribildirimleri fark etme, kısa süreli hafıza, uzun süreli hafıza),
Konuşma ve lisan kazanması, iyi bir sosyal uyum sağlaması hedeflenir. İşitsel-sözel yöntem, bir öğrenme yöntemi değil, bir davranış olarak kabul edilmelidir.



Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam23
Toplam Ziyaret279147
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31315.3343
Euro6.02766.0518
Hava Durumu
Anlık
Yarın
5° -3°
Saat

Bizi Facebook'tan Takip Edin