Bayburt Haber Portalı
Fatih Dündar
BayDer
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ozeluzmanlar
  • https://twitter.com/OZELUZMANLAR
UZAY TERAPİ SİSTEMİ
FİZYO TERAPİ ÜNİTESİ
BİREYSEL DERSLİK
İŞİTME BİREYSEL DERSLİK
GRUP EĞİTİM ODASI
Bizi Takip Edin

 

 

 

Takvim

İşitme Engelliler

İŞİTME ENGELİ NEDİR

      1. Genel Bakış: İşitme kaybı nedir?
Normal konuşma 60 desibeldedir. (db) 40 - 60 db arası bir kayıp normal konuşmaların anlaşılmasını güçleştirir, veya tamamen işitmeyi engelleyebilir. 80 db kayıp derin işitme kaybıdır. 
     
2. Gözlenemeyen Engellilik diye adlandırılır çünkü handikap sadece iletişim kurulduğunda fark edilebilir, sağırlığın GERÇEK handikabı, konuşma formasyonunun bozulması ve birçok insanın onlarla işaretleşme ile iletişimde (işaret dili veya Manuel Alfabe kullanarak parmakla ) yeterli olmamasıdır. Bazı ebeveynler işaret dilini öğrenmeye uğraşmazlar. Bunun sonucu:
a. Sağır birinin başkasına nasıl sesleneceğini bilememesinden ve hatta bazen konuşma güçlüğü nedeniyle zeka geriliği olarak yanlış değerlendirilmesi nedeniyle stigmalar gelişir
b. Tam sağır OLMAYAN insanlarda bile duyduklarının ve taklit ettiklerinin bozuk veya yetersiz olması nedeniyle konuşma bozukluğu olabilir.
c. Doğuştan sağır olan birinin sonradan sağır olan birine göre daha az olanağa sahip olduğu için iletişim bozukluğu daha fazla olacaktır.
d. Sağırlık izolasyona neden olur ve sağır bir kişi normal sosyal hayattan çekilmeye eğilimlidir, bununla birlikte, grup halindeki sağır insanların işaret dili daha cesur, daha geniş ve daha anlamlıdır. Daha sosyaldirler. Onların dışa açılmalarına yardım etmek için işaret dilini öğreniniz, bu çok takdir edilecek bir şeydir.
     
3. Anatomi: Kulak üç (3) parçadır:
a. DIŞ KULAK: Kulak kanalı ve kulak zarının dış kısmı
b. ORTA KULAK: Kulak zarı, iç bölümü, kemik zincir, ostaki borusunun bir ucu. Kemik zincir kulak zarına bağlantısı olan çekiç (malleus), oval pencereyle bağlantılı örs (incus) ve üzengi (stapes) den oluşur.Kulak zarına gelen vibrayon ( titreşim ) bu zincir yoluyla oval pencereye geçer ve iç kulağa girer.
c. İÇ KULAK: Labirent adı verilen birbiriyle bağlantılı çember ve tüplerin oluşturduğu kompleks bir sistemi içerir. Labirent işitme fonksiyonunu sağlayan koklea (salyangoz), dengeyi sağlayan 3 semi-sirküler (yarım daire) kanal ve hem duymada hem de dengede fonksiyonu olan bağlayıcı bir yapı olan vestibulden oluşur. 
      
      4. İşitme kaybı tipleri:
a. İLETİ: Vibrasyonun iç kulağa iletimi bozuktur ve vakaların yaklaşık %20'sidir.Kulak zarının yapısal hasarları işitme engellerinin çok az bir yüzdesini oluşturur.
b. SENSONÖRAL (sinir sağırlığı) sinir uçlarına hasar veren iç kulak hastalıkları sonucu oluşan işitme kaybıdır. Bu pekçok vakada görülen, en derin işitme kaybıdır.
c. KARIŞIK: ileti ve sensonöral. 
     
      
5. İşitme yardımları sesin yüksekliğini (perdesini) etkilemez ve senso-nöral işitme kaybını kompanse etmez. Sadece volümü arttırır.Özel bazı sinirlerin kaybı özel bazı (veya bütün) seslerin kaybına neden olur ve bu işitme yardımları ile geri döndürülemez.   6. Dudak Okuma:
a. Eğer bir öğrenci dudak okuyorsa, net konuştuğunuzdan emin olunuz, göz kontağı kurunuz, fakat dudak hareketlerinizi abartmayınız.
b. Konuşma selerinin 1/3'ünden azı görsel olarak algılanabilir, dolayısıyla dudak okuyucularının söylenilen herşeyi anladıklarını varsaymamalısınız. Bu nedenle, konuşmayı desteklemek için görsel yardım gerekebilir. 

      7. İşaret Dili:
a. Manuel Alfabeyi kullanarak 'Parmakla harfleme' öğrenmek için kolaydır ve dalgıçlar için çok faydalıdır, mesela dalış sırasında kullanılan özel tahtalara yazmaya gerek duymadan, su altındayken oradaki yaşam hakkında karşılıklı iletişim sağlayabilmek için bunu öğreniniz. Eğlencelidir ve bütün dalgıçlar için su altında çok faydalıdır. Kullanım için, elinizi kapatıp göğsünüze yaklaştırınız, çenenin altında tutunuz. Avuç içinizi dışarı, okuyucuya doğru tutunuz. Şimdi şunu söylemeye çalışınız: 'İspanyol Danscının yumurta vakası.' 'Egg case of Spanish Dancer'.
b. İşaret Dili: Çok farklı tipte işaret dili vardır, ve hatta aynı tip bölgeye göre farklılık gösterebilir. 'ASL', Amercan Sign Language ( Amerkan İşaret Dili - AİD ) gerçekte 'Signed English' den (İngiliz İşaret Dilinden) farklıdır. ASL sağırlar için sağırlar tarafından oluşturulmuştur ve alıcı için rahatça görülecek şekilde düzenlenmiştir ve işareti yapan için de çok rahattır. ASL mimik dilidir. Özel hareketlerden ve ellerin (avuç içinin kullanımı dahil), kolların, gözlerin, başın hareketleri ve vücut duruş şekillerinden oluşmuştur. Bu mimikler kelimeleri ve dilin ahengini sunar. ASL aynı zamanda görsel bir dildir, insan gözünün işaretçinin hareketlerindeki küçük farkları ayırt edebilme yetisine bağlıdır ve bu avantajını oluşturur.ASL'de akıcılık sağlamak kolay değildir, ve genellikle ebeveynleri sağır olan ailelerde yetişen çocuklarda bu vardır. 

      8. İşitme bozukluğu olanlar daha az kelime kullanırlar, yeni kelimeleri duyamadıkları için kullanamazlar. Kelimeleri sınırlıdır. Hatta kitapları bile açıklamak gerekir, bu nedenle çak az bir kısmı okumayla ilgilenir. Bazıları hiç okuyamaz. SCUBA eğitimi için öğretmen dili basitleştirmelidir, ve açıklanması gereken kelimelerin listesini yapmalıdır. 

      9. İşitme bozukluğu olanlar çok iyi gözlemcilerdir ve yaptığınız her şeyi kopyalarlar, hata yapmamaya dikkat ediniz.  
     
   
10. Acil Planlama: Acil durumlarda olması gerektiği gibi iletişim kurmak ve telefon kullanmak yetisine sahip olamayabilir.
 

HER İŞİTME ENGELLİ ÇOCUĞUN SÖZEL İLETİŞİM KURMASI GEREKİR”
       
Konuşma dili ile iletişim kuran işitme engelli bir birey, toplum içinde daha özgür bir biçimde iletişim kurabilir. Dolayısıyla günlük yaşantılarında ve aile hayatında daha bağımsız olabilir. Yüksek okulda okuma avantajları, iş olanakları, sosyal güvence şansları daha fazla olur.
İşitme engelli çocuklar, gerektiği gibi uyarılırsa ve yardım alırlarsa konuşmaların büyük bir kısmını algılayabilirler, normale yakın bir konuşma becerisi kazanabilirler.
İşitme engelli çocukların bazıları ailelerin katılımı, profesyonellerin desteği ile çevrelerindeki insanların konuştuklarını dinlemeyi öğrenebilmekte ve onların konuşmalarından bazı konuşma becerileri kazanabilmektedir. Bazıları ise, yeterli bir konuşma becerisinin gelişimi için daha organize eğitim programlarına ihtiyaç duymaktadır.
Normal işiten çocuklar arasında olduğu gibi, işitme engelli çocuklar arasında da bireysel farklılıklar vardır. Ancak bu işitme engelli çocuklar arasındaki bireysel farklılıklar, normal işiten çocuklar arasındaki farklılıklardan çok daha fazladır. Çünkü işitme kaybının derecesi, kaybın başlangıç yaşı, işitme cihazı kullanma yaşı, eğitime başlama yaşı gelişimi etkileyen çok önemli faktörlerdir.
İşitme engelli çocuklarda konuşma becerilerinin kazanılması hem çocuğun özelliklerinden, hem de bazı dış faktörlerden etkilenmektedir. Çocuğun kendine has özellikleri, sensori-nöral işitme kaybı seviyesi, işitme kaybının başlama yaşı, görsel keskinlik, santral sinir sisteminin yapılanması veya hasarı, periferal sinir sisteminin yapısı veya hasarı vb.dir. Dış faktörler ise, işitme cihazı önerilme ve kullanma yaşı, işitme cihazı, eğitime başlama yaşı, uygulanan eğitim metodu, sosyo-eğitimsel pratikler ve deneyimler, çevresel iletişimler, ailenin başetme becerileri, çocuğun yaşıtları ile iletişim tarzıdır. Çocuğun kendine has özellikleri değiştirilemezken; dış faktörler işitme engelli çocukların konuşma becerilerini etkileyecek biçimde düzenlenebilir veya değiştirilebilir. Dolayısıyla, dış faktörlerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi, konuşma becerilerini düzenlemeye yönelik herhangi bir eğitim programının en önemli kısmıdır.
       
İYİ BİR KONUŞMA GELİŞİMİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ TEMEL İLKELER ŞUNLARDIR:
       
1-İŞİTME KAYBININ ERKEN FARKEDİLMESİ, TANISININ KONMASI:
Teknolojinin gelişmesi ile erken bebeklikte işitme kaybı tanısı konmakta, işitme cihazları birkaç aylıktan  itibaren seçilebilmektedir. Böylece bebek, annesinin doğal konuşma şekillerini nesnelerle ya da olaylarla birlikte almaktadır. Çocuğun bu şekilde işitsel uyaranları alması, vokalizasyonlarını artırmakta ve çeşitlendirmektedir. Bu sayede aldığı geribildirimler, çıkardığı sesin kalitesini artırmakta ve ileride konuşmayı kazanmasına destek olmakta, dil gelişimi daha etkin biçimde gerçekleşmektedir.  

2-UYGUN DUYUM CİHAZLARI:
Uygun duyum cihazının seçimi, her bir çocuğun ihtiyacına bağlıdır.bu cihazların herhangi biri kullanılırken, konuşma becerilerinin en iyi şekilde gelişebilmesi için eğitimcinin ve klinisyenin konuşmanın akustik özelliklerine tanışık olması, cihazların her bir çocukta ne tip bir konuşma paterni oluşturacağını bilmesi, çocuk için seçilen cihazın en uygun cihaz olduğundan emin olması ve cihazların iyi akustik ortamlarda kullanılması gerektiğinin farkında olması gerekmektedir.

3-İŞİTSEL BECERİLERİN GELİŞTİRİLMESİ:
Konuşmanın üretilmeden önce anlaşılması gerekmektedir. İnsanlar, kendilerine söylenenleri anlayabilmek için kulaklarına, gözlerine ve derilerine gelen mesajları fark etmek, ayırt etmek ve tanımlamak, konuşma sırasındaki duyumsal geribildirimlerin farkında olmak zorundadırlar. İşitme cihazı ile işitmeyi sağlamak yeterli değildir; bu çok kolaydır. Asıl zor olan, bilinçli çabayı gerektiren duyulanı anlamayı geliştirmektir. Konuşma uyaranlarının anlaşılıp, ayırt edilmesi duyulmasından daha önemlidir. Dinleme becerisi kazandırarak işitme engelli bir çocuğun işitme kaybını değiştiremeyiz ama işitme eğitiminden edinecekleri deneyim kanalıyla çevresiyle daha yakın ilişkiye girmesini, hangi cisimlerin ses verdiği, hangilerinin vermediği konusunda bilgi sahibi olmasını, konuşmasının ritmini algılayabilmesini sağlamış oluruz.  

4-NORMAL DİL GELİŞİMİNİN BASAMAKLARININ İZLENMESİ:
Bilindiği gibi, normal işiten bir çocukta lisan gelişimi, yeterli işitsel uyaran varsa otomatik olarak meydana gelir. Lisanın tam gelişimi, normal işiten bir çocuk için bile  zor ve uzun bir işlemdir ve yeni doğan bir bebeğin iletişim için kelimeleri denemeden önce bir yıl dinleme deneyimine ihtiyacı olmaktadır. İşitme engelli çocuk, bu dinleme deneyimini kaçırmaktadır. Eğer çocuk, işitme kaybı öncesinde konuşma seslerini hiç duymadıysa, seslerin anlamlarını öğrenmesinde yeni doğan bir bebekten farkı olmayacaktır. Bu nedenle, işitme kaybı olan çocuğun eğitiminde normal işiten bir çocuğun lisan gelişimi temel alınmalıdır.  

5-UYGUN ORTAMIN OLUŞTURULMASI:
İşitme engelli çocukların konuşmalarını geliştirmek için hazırlanan eğitim programlarında, eğitim, bir kiliniğin, bir sınıfın duvarları arasına veya bir eğitimciyle çalışma saatleri içine sıkıştırılmamalıdır. Eğitim, evde ve sosyal yaşantıda da süreklilik kazanmalıdır. Anne-baba çocuğun dikkatini bütün çevre seslerine çekmeli ve ihtiyacı olan kelimelerle desteklemeli; işitsel uyaranları artırmalı, zenginleştirmeli;çevredeki diğer insanlarla ve çocuklarla ilişki kurması, nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi, bağımsız olması, kendine güven duygusunun gelişmesi için normal çevreyi sağlamalıdır.  

6-AİLE EĞİTİMİNİN BAŞLAMASI:
Günlük yaşam becerileri, anadili ve sosyal davranışlar ilk olarak aileden öğrenilir. Bu nedenle aile, işitme engelli çocuğun lisanı öğrenmesinde çok önemlidir. Çünkü gerçek deneyimler, aile çevresinde tekrarlı aktiviteler sonucunda kazanılır. Sözel iletişimi geliştirmek için anne-babanın çocuğunun işitme kaybını, işitme kaybının derecesine ve ihtiyaçlarına uygun aleti, eğitimin ilkelerini, konuşmayı algılama ve konuşmayı üretme stratejilerini benimsemesi gerekmektedir.  

Çocukların konuşmaya bağlı iletişim becerilerini en iyi şekilde kazanabilmesi, bireysel cihazları olmasına, bilişsel düzeylerine, motor gelişimlerine, kendi başına hareket etme becerilerine, kişisel ve sosyal yaşantılarına bağlıdır. Eğitimde yararlanılacak konular ve kavramlar günlük yaşamdan seçilmeli ve çocuğun gelişimine uygun olmalıdır. Eğer eğitim içerisinde bazı teknikler çok fazla ve seçilerek kullanılırsa, işitme engelli bir çocuk, derste öğrendiğini günlük yaşama taşımada, diğer kişilerle iletişim kurmada problemlerle karşılaşmaktadır.
Konuşma eğitimi, sadece belirli konuşma paternlerine bağlı kalmamalı, çocuğun konuşma ile iletişim kurmaya istekli olmasına; anlatma, soru sorma, açıklama, tanımlama, tartışma gibi yetişkinlerin kullandığı konuşma paternlerine de bağlı olmalıdır.
Konuşmayı öğrenme sürecinin ilk aşaması, sesli- sessiz harflerin tekrarlatılmasından çok, doğru tonlama ile vokalizasyon yapılmasıdır.
İletişime girdikleri ortamda kullanılan anlamlı konuşmalar formal eğitimden daha fazla yarar sağlamaktadır.  

7-ENTEGRASYONUN YAPILMASI:
İşitme engelli çocuğun, işitme engelliler için açılmış olan özel ilköğretim okullarına veya özel eğitim sınıflarına yerleştirilmesinden sakınılmalıdır. Uygun düzenlemeler yapılarak, eğitim ihtiyaçlarına uygun programlar hazırlanarak, işitsel rehabilitasyon desteği ile entegrasyonun şartları oluşturularak normal işiten çocuklarla birlikte öğretime devam etmesi sağlanmalıdır.
       
İşitme engelli çocukların eğitiminde  İŞİTSEL-SÖZEL YÖNTEM uygulanmalıdır.bu yöntemle, işitme engelli çocuğun işitsel becerileri kazanması (dinleme, lokalizasyon, konuşmayı ayırt etme, geribildirimleri fark etme, kısa süreli hafıza, uzun süreli hafıza),
Konuşma ve lisan kazanması, iyi bir sosyal uyum sağlaması hedeflenir. İşitsel-sözel yöntem, bir öğrenme yöntemi değil, bir davranış olarak kabul edilmelidir.

 


İŞİTME  ENGELLİ  ÇOCUKLARIN  GELİŞİM ÖZELLİKLERİ VE ÖZEL EĞİTİM YAKLAŞIMLARI

       
İnsan, tamamen duyularına bağımlı olarak yaşar. Duyuları ile elde ettiği hisleri, deneyimlerini oluşturmakta kullanır. Bu hisler aracılığıyla elde ettiği bilgiler , onun dünyasını oluşturmakta, algılama ve anlama, hafıza, hayal kurma, düşünme ve neden arama fonksiyonlarını oluşturmasını sağlamaktadır. İşitme kaybı, bu duyulardan en önemlisi olan işitme bozukluğu durumunda ortaya çıkar. İşitme engeli, işitme duyarlılığının kişinin gelişim, uyum, özellikle iletişimdeki görevlerini yerine getirmesinde en büyük engeli oluşturur.
          
İşitme engelinin etkileri kişiden kişiye ve bazı faktörlere göre farklılıklar yansıtır. Bu nedenle işitme engelinin bazı özelliklerine göre çeşitli sınıflamalar yapılmıştır. Bunlardan biri de “işitme kaybının derecesi”ne göre yapılan sınıflandırmadır. Aşağıda bu sınıflandırma ile birlikte ilgili bilgiler verilmektedir:
       
İŞİTME KAYBININ  DERECESİ  KONUŞMA-LİSAN  EĞİTİM TERAPİ ÇEŞİDİ 

ÇOK HAFİF   (16-25 dB)
Mesafeli veya zayıf konuşmayı anlamada problem vardır.İşitsel öğrenme güçlüğü, sözel bozukluklara yol açar Sınıfta tercihli oturma düzeni .

HAFİF  (26-40 dB)
İkili konuşmalarda zorluk, kısıtlı kelime hazinesi, konuşma bozukluğu. Sınıfiçi tartışmaların %50’sini kaçırır. İşitsel öğrenme bozukluğu vardır. Özel eğitim gerekebilir. İşitme cihazı, uygun sınıf ortamı, dudaktan okuma, konuşma terapisi .

ORTA     (41-65 dB)
Konuşmanın anlaşılabilmesi için şiddetli olması gerekir. Yetersiz lisan ve anlama  becerisi öğrenme  bozukukluğu. Grup  tartışmalarında  sıkıntı. İşitsel yorumlama bozukluğu. Kısıtlı kelime hazinesi. Özel eğitim veya özel sınıf. Konuşma ve  lisan desteği. İşitme Cihazı + dudaktan okuma ve konuşma terapisi.

İLERİ     (66-95 dB) 
Sadece şiddetli sesi  duyar+  çevre seslerinin tanınması.Konuşma ve lisanda sıkıntı.Eğer 1 yaşından önce olmuşsa ise: Hiçbir spontan(kendiliğnden) gelişim olmaz. Eğitimsel gecikme. Belirgin öğrenme güçlüğü  kısıtlı kelime hazinesi tam gün özel eğitim.
İşitme cihazı+ dudaktan okuma, konuşma terapisi, işitsel eğitim,  danışmanlık.      
      
ÇOK İLERİ    (95 dB ve  üstü)
İşitmeden çok görmeyi kullanılır. Konuşma- lisan bozukluğu.Eğer 1 yaşından önce olmuşsa ise: Hiçbir spontan (kendiliğinden) gelişim olmaz. Konuşmayı anlayamamaya  bağlı olarak öğrenme bozukluğu özel eğitim, işitme cihazı, oral-manuel eğitim, danışmanlık...
      
Görüldüğü üzere; işitme kaybının derecesine göre konuşma-lisandaki özellikler farklılık göstermekte ve buna bağlı olarak eğitimde yaşanan sıkıntılar ile bunlara ilişkin alınacak önlemler, uygulanacak terapi  de duruma göre düzenlenmektedir.
       
İşitme cihazı kullanmaya başlayan çocuk, mümkün olan en erken dönemde işitme kaybının tipi ve derecesine göre seçilecek bir özel eğitim programına dahil edilmelidir. Çünkü, sadece işitme cihazının kullanımı, çocukların konuşmayı anlama ve ifade etme becerilerinin gelişimi için yeterli değildir. İşitme cihazlarının sesi yükseltme dışında konuşmanın anlaşılırlığını artırma gibi bir fonksiyonu yoktur. Bu nedenle cihaz yardımı ile sağlanan işitsel duyumların lisan gelişimine, özellikle konuşma yeteneğine yardımcı olabilmesi için özel eğitime ihtiyaç vardır.
       
Özel eğitim programlarını şu şekilde gruplandırabiliriz:

1-ORAL PROGRAM:
Oral programların amacı, çocuğun konuşması, konuşmayı anlaması ve bunun  kişilerle iletişim kurmanın bir yolu olduğunu kabul etmesini sağlamaktır. Programın içeriğini konuşma lisanının akustik ve görsel ipuçlarına dikkati çekmek oluşturur. Bu ipuçlar, işitme, görme, dokunma yolları ile elde edilir. Geleneksel oral yaklaşım, dudaktan okuma yöntemini öğrenmede etkili bir yol olarak kabul eder. Bu yaklaşım, çok kısıtlı işitmesi olan ya da hiç işitmesi olmayan çocukların eğitimlerinde kullanılır.
       
İŞİTSEL- ORAL YAKLAŞIM: Hem kalıntım işitmenin, hem de dudaktan okuma metodunun bir arada kullanılmasını içerir. Bu yaklaşımda işitsel algı becerisi, geleneksel oral yaklaşıma göre daha öncelikli durumdadır.
       
İŞİTSEL- VERBAL YAKLAŞIM: İşitmenin, konuşma lisanının kazanılması için maksimum düzeyde kullanılmasını içerir. Çocuk, işitsel becerilerinin gelişimi konusunda desteklenerek, sadece işitmesini kullanarak konuşma ve çevresel sesleri anlamaya yönlendirilir. 
       
CUED SPEECH: Dudaktan okuma ve konuşma gelişimine yardımcı bir metod olarak geliştirilmiştir. Sekiz el şekli konuşmaya ek olarak kullanılır.
       
2- İŞARET LİSANI PROGRAMLARI:
İşaret lisanı, iletişimin ellerle yapılan çeşitli işaret ve şekillerle sağlanmasıdır.
       
3- TOTAL İLETİŞİM PROGRAMLARI:
El işaretleri, işitsel eğitim ve dudaktan okumanın lisanın kazanılması için hep beraber kullanılmasından oluşur. 
Uzm. Ody.  Esra  YÜCEL
       
Kaynak: İÇED BÜLTENİ (İşitme Engelli Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği Yayın Organı), Sayı-1 , Sayfa: 12-14
* Sadeleştirilerek alınmıştır.

İŞİTME ALETİ  ALIMINDAKİ  KOLAYLIKLAR 

SSK’YA BAĞLI OLANLAR:
Sosyal Sigortalar Kurumu’na bağlı olarak çalışanlar, çocukları, eşleri ve bu kurumun emeklileri SSK Hastanelerindeki KBB ve Odyoloji Klinikleri tarafından verilen heyet raporunda tipi ve modeli tespit edilen işitme aletini bayilerden  alırlar. Bayiler, alet bedelini SSK’dan kendileri tahsil ederler.  

T.C.  EMEKLİ  SANDIĞI  MENSUPLARI:
Bu kurumun emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları hak sahibi yakınları, devlet hastaneleri ve üniversitelerin KBB doktorları tarafından verilen, başhekimce onaylanmış raporları ile birlikte bayilere başvurarak, kendileri için seçeceği aletleri Emekli Sandığı tarafından her yıl yeniden tespit edilen limitler dahilinde temin ederler. Bayiler, Emekli Sandığı’nın ödeyeceği bölümü kendileri tahsil ederler.
       
DEVLET MEMURLARI:
Devlet memurları ve hak sahibi olan yakınları,  devlet hastaneleri ve üniversitelerin KBB doktorları tarafından verilen, başhekimce onaylanmış raporları ile birlikte bayilere başvurarak aletlerini alırlar. Ancak, bu aletlerin tahsilatını şahsın kendisi kurumdan yaparak firmaya öder. 
       
BAĞ-KUR MENSUPLARI:
Bu kurumun emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları hak sahibi yakınları, devlet hastaneleri ve üniversitelerin KBB doktorları tarafından verilen, heyet raporları ile birlikte bayilere başvurarak, kendileri için seçeceği aletleri Bağ-Kur tarafından her yıl yeniden tespit edilen limitler dahilinde temin ederler. Şahıs, aletin bedelini aldığı firmaya öder, tahsilatını Bağ-Kur’dan kendisi yapar.
       
SİLAHLI KUVVETLER MENSUPLARI:
Silahlı Kuvvetlere mensup olan kişiler, aletlerini devlet memurlarının izlediği yolla ancak askeri hastaneden alacakları rapor karşılığında temin ederler.
       
SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKIFLARI:
Ödeme gücü bulunmayan ve işitme aletine ihtiyacı olan vatandaşlarımız için Kaymakamlıklar bünyesinde çalışan vakıflar işitme aletlerinin bedellerini karşılarlar.

 KEKEMELİK

 

Kekemelik; konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Akıcı konuşmada ritm ve zamanlama büyük önem taşır. Hız, vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler konuşmanın doğal akışını etkiler.

İşte ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum "KEKEMELİK" olarak adlandırılır.Artık,kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar.Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark+ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda belirgin yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir.

HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR?

Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar ( 2-6 yaş). Bazı durumlarda, okul çağında, nadiren yetişkinlikte de ortaya çıktığı görülebilir. Çocukluk hastalığı olarak bakılır. İstatistiklere göre yarıya yakını kendiliğinden geçer, diğer yarısı kalır. Kekeleyenler içinde bir kaç hafta, bir kaç ay süren ve geçenler vardır. Geçmeyip kalanlar yaklaşık % 50 civarındadır. % 75 kadarı 3,5 yaşından önce başlar. Erkeklerde daha sık rastlanır. Erkeklerde rastlanan kekemelik küçük yaşlarda \ oranındadır. İlkokulda bu oran 1/5 olarak değişir. Kızlarda erkeklere oranla spontan iyileşme daha fazladır. Batı kültüründe okul nüfusunun % 10' unda kekemelik görülmektedir. Uzakdoğu ve Doğu Asya ülkelerinde de sayılar aynıdır. İlkel kavimlerde ise bu oran aynı hatta daha fazladır. Davranış standartlarının yüksek olduğu toplumlarda kekemelik fazla, kriter davranış standartı, çocuktan beklenti, rekabet anlayışı fazladır. Daha toleranslı, rekabet ve cezanın az olduğu toplumlarda kekemelik daha az görülmektedir.

KEKEMELİĞE YOL AÇAN SEBEPLER

Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur. Ancak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hakimdir. Kimi uzmanlar, kekemeliği yapısal bir bozukluk olarak ele alırken, kimi öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belirtisi olarak tanımlamakta, bir başkası da çevresel nedenlerin kekemelikte önemli rol oynadığı görüşünü savunmaktadır.

Kalıtımsal da olabilir, ailede varsa çocukta olma olasılığı artar. Kekemelik davranışları çok değişken olabilir.Bazen şiddeti artarken, bazen hiç görülmez veya şiddeti azalır. Kendinden küçüklerle konuşurken, şarkı söylerken, (ezberden söylediği için, dikkat konuşmadan başka şeye çekildiği için) toplu halde konuşurken, söyleyecekleri yazılı olarak verildiğinde, birisinin söylediği tekrar edilirken, kendileri otorite konumunda ise kekemelik azalır, bazen de kaybolur. Bazen alışılmışın dışında bir tarzla konuşursa: bağırmak,tiz sesle konuşmak, fısıldamak, konuşma temposunu yavaşlatma gibi durumlarda kekemelikte azalma görülebilir. Ritmik konuşmada da kekemelik azalabilir.

Hangi durumlarda çoğalıyor?

Telefonla konuşurken (sadece konuşma ön planda olduğu için), kalabalık önünde, söylenmesi zor sözcüklerde, zaman baskısı olduğunda, sabırsız dinleyicilerle, (siz konuşurken başka şeylerle ilgilenen, sürekli saatine bakan, devamlı gözlerini kaçıran, konuşmacının sözünü tamamlayan dinleyici) söyledikleri anlaşılmayıp tekrarlatılınca, sosyal tedirginliğin fazla olduğu durumlarda kekemelik şiddetlenir.

Çift dil bilenlerin bazıları, bir dilde kekeliyor,bir dilde kekelemiyor veya kekelemesi azalıyor.

Sebepleri ile ilgili birçok teori vardır;

1. Nevroz Teorisi:

Kekemeliğin nörotik bir davranış olması teorisidir. Psikanaliz yöntemi yaygın olduğu zamanlarda (Freud) bu görüş yaygın. Birçok nevroz teorisi var.Kekemelik oral ve anal erotik gereksinmeleri karşılar. Bir başka görüş ise bilinç altından kendi kendine konuşmayı engelleme çabası demiştir. Bunlar yanlıştır.Kekemelik bir sendrom değildir, davranış bozukluklarıyla birlikte görülmez. Gerek kekemelerde gerekse ailelerinde normalden fazla nevrotik davranışlar görülmüyor.

2. Öğrenilmiş bir davranış olduğu teorisi:

Doğuştan değil sonradan öğrenilmiş bir davranıştır.

a. Wendell Johnson'ın Diagnosofenik Teorisi: (tanıdan kaynaklanan) Bütün çocuklarda konuşma akışı sorunları olur. Ancak anne babalar normal tekrarlara kekemelik teşhisi koyup çocuğa bunu hissettirirlerse, çocuklar

kendilerini kekeme sanıp kekelemeye çalışırlar. Bu teori ne tümüyle yanlış ne tümüyle doğrudur. Doğruluk payı ailelerin tutumu ama bu tutum kekemeliği başlatıyor mu? kesin değil.

b.   Sheedon'a    göre:   Konuşma   isteği   ile    konuşmaktan   kaçınmanın   isteği çelişkisinden doğmaktadır. Konuşma güdüsü kaçınma güdüsünden yeterince yüksek   konuşulur   (kişi   rahat   rahat    konuşur).   Kaçınma   üstün   gelirse konuşamaz, sessiz kalır. Eğer bu güçler eşitse kekemelik oluşur, demiştir.

c.   Klasik Şartlanma Teorisi: Çocukluktaki tekrarlar strese bir reaksiyondur.
Eğer bu tekrarlar, yine kelimeler, durumlar, kişiler, dinleyiciler, değişik
konuşmacı durumları gibi olumsuz duygularla beslenirse kekemelik doğar.

3. Kekemeliğin fizyolojik aksama/eksiklik olması:

Diğer   görüşler    kekemeliği   nasıl   çevresel   faktörlere    bağladılarsa,   bu gruptaki görüşler de kekemeliği kişinin kendisinde aramaktadır.

a.  Serebral Dominans Teorisi: Kekemelerde gelişmemiş bir dominans olduğunu söyler. İnsanlar sol yarıküreyi baskın olarak kullanırlar,bazı çocukların sağ yarıküresi fazla baskınlık gösterir.Bu çocuklara sol elle yazarken sağ elle yaz diye zorlama yapılmış ve o nedenle kekemelik ortaya çıkmıştır.Örn: Çift   taraflı   dinleme   testlerinde   2    kulağa   ayrı   sözcükler   verilir    ve hangilerini daha çok hatırladığına bakılır.Normaller-beklenildiği üzere - sağ kulağa verileni daha fazla hatırlarlar.Kekemeler de sağ kulağa verileni daha fazla hatırlarlar ama sağ kulak avantajı daha azdır.

b.  Gecikmiş İşitsel Geri-iletim/bildirim (feedback) Teorisi: Normal insanlar
ağızlarından  çıkanı   1  sn.  gecikme  ile   bazen daha da az duyuyorlarsa konuşma mekanizmaları  bozuluyor ve kekeliyorlar, şaşırıyorlar. Demekki kekemelerde de böyle oluyor.

c.   Konuşmanın Koordinasyonu için Fizyolojik Kapasitenin Azlığı:

1.  Zihinsel motor bozukluk

2.  Algısal bozukluk


Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret286059
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.70065.7234
Euro6.31536.3406
Hava Durumu
Anlık
Yarın
27° 28° 12°
Saat

Bizi Facebook'tan Takip Edin